Galatasaray ile ipleri koparan Wesley Sneijder, Türkiye’den ayrıldı.

Türkiye Süper Ligi’nden bir yıldız geçti.

Galatasaray ile ipleri koparan Wesley Sneijder, Türkiye’den ayrıldı…

Oynadığı her takımda lider özelliklerini ve oyun zekasını ortaya koyan ve fark yaratan, Wesley Sneijder, yönetim ve İgor Tudor’la yaşadığı anlaşmazlık sonucu Galatasaray’dan ayrılık kararı aldı. Önceki takımlarında olduğu gibi Galatasaray kariyerinde de büyük başarılara imza atan Wesley Sneijder, ülkesinin yolunu tutmak üzere Türkiye’den ayrıldı. Taraftarların “Sniper” adını koyduğu Wesley’in kariyeri başarılarla dolu.ajax

Sneijder’in Kariyeri

1984’te Hollanda’nın  büyük şehirlerinden Utrecht’te dünyaya gelen Wesley, futbolcu olan abisi Jeffrey Sneijder’i örnek aldı ve futbol kariyerine başladı. Ülkenin her yerinde izleme ekipleri bulunduran ve bu ekiplerin aramalar sonucu bulduğu oyuncuları yetiştiren ve yetiştirdiği futbolcuları Avrupa’nın en önemli kulüplerine oyuncu gönderen, mazisi başarılarla dolu “Futbolcu Fabrikası” Ajax’ın dikkatini çekti.

Lider kimliği ve oyun zekasıyla altyapı basamaklarını hızla çıkan Wesley, futbolseverlerin yakından tanıdığı, dünya futboluna önemli oyuncular yetiştirmiş altyapı hocası Danny Blind tarafından Ajax’ın hocası Ronald Koeman’e önerildi ve Koeman’ın beğenisini kazanan Wesley profesyonel futbol kariyerine başlamış oldu. Ajax’ta oynadığı 5 sezon boyunca büyük başarılara imza atan Wesley, sonraki sezon 27 Milyon Euro transfer bedeliyle Real Madrid’e transfer oldu. Real Madrid’te oynadığı ilk sezonunda 14 gol 14 asistle oynayan Wesley, 2008-2009 sezonunda ise hayal kırıklığı yarattı.ınter

Sonraki sezon  Real Madrid’in başkanı Florentin Perez, takıma “Los Galacticos” felsefesine uygun büyük transferler yaptığında, Wesley’e yol göründü.  15 Milyon Euro bedelle Mourinho’un İnter’ine imzayı atan Wesley, kariyerinin en üst dönemine çıkacaktı. İnter’le Şampiyonlar Ligi Kupasını kazanan, 2010 Dünya Kupası’nda Hollanda Milli Takımı ile final oynayan Wesley, aynı zamanda turnuvanın gol kralı olurken, o yıl otoriteler tarafından “Dünyanın En iyi Orta Sahası” olarak anılacaktı.

2010-2011 sezonunda İtalya’nın sert futbol ortamında sık sık sakatlanan Wesley, tüm bu olumsuzluklara rağmen 49 maçta 14 gol 17 asist yaparak, performansına devam ediyordu. 2011-2012 ve 2012-2013 yılları Wesley için iyi geçmedi. Sık sık sakatlanması ve yönetimle yaşadığı sorunlar sebebiyle Wesley’in futbol kariyeri inişe geçti. Etkisiz sezonlarından sonra transfer listesine konulan Wesley, bir çok Avrupa devinden teklif aldı ancak tercihini Galatasaray’dan yana kullacaktı. Ve başarılarla dolu Galatasaray kariyeri başlamış oldu.

Ekol Ülke Hollanda…

Hollanda, 1970’lerin başından beri futbolda etkin bir konumda.  Adı ofansif futbol sistemiyle adeta özdeşleşen Hollanda, bunu özellikle Rinus Michels önderliğinde “Total Futbol” olarak lanse edilen etkin bir hücum anlayışını kapsayan 4-3-3 futbol düzeninin benimsenmesine borçlu.

Futbolun her mevkiisinde önemli yıldızlar yetiştirdiler elbette. Ama özellikle Ajax/Barcelona/Hollanda efsanesi Johann Cruyff başta olmak üzere her dönem “Ofansif Futbolcu” yetiştirme konusunda uzman düzeydeler. Her ne kadar son dönemde bu konuda bazı sıkıntılar yaşansa da Hollanda bu alanda futbolda ekol bir ülke olarak hatırlanacak.

Sneijder de  bu ekolden gelen bir futbolcu. Ajax, Real Madrid, İnter ve Galatasaray’daki başarıları unutulmaz. Duran toplardaki ustalığı, ceza sahası önünde attığı etkili şutlar, dar alanda etkin ara pasları ile oynadığı takımlarda lider oyuncu olmayı her seferinde başardı.

Galatasaray’a geldiği ilk sezon, futbol otoriteleri Wesley’in kariyerinden ve sergileyeceği performansından çok Wesley’in Galatasaray’ın artık klasikleşen dinamik 4-4-2 sistemine adapte olup olamayacağını tartışıyordu. Özellikle Galatasaray sevdalılarının “Sisteme göre oyuncu” ya da “oyuncuya göre sistem” tartışmaları sık sık basında yer ediniyordu. Bu tartışmalar haksız da sayılmazdı. Trabzonspor’da Gustavo Colman ile dönüşümlü ve iki yönlü orta saha oynayan ve son derece başarılı olan Selçuk İnan, Galatasaray’da da benzer şekilde Felipe Melo ile dönüşümlü ve iki yönlü orta saha görevlerini fazlasıyla yerine getiriyordu.

Peki Wesley, bu sistemin neresinde olmalıydı?

Selçuk İnan, gerek Trabzonspor’da gerek Galatasaray’da mevcut alanında etkin bir performans gösteriyordu. Wesley’e yer açılması için Selçuk’un merkez orta sahaya yerleştirilmesi tek seçenekti. Ancak bu aynı zamanda sistem değişikliği idi. Galatasaray’ın özellikle Fatih Terim dönemlerinin vazgeçilmez sistemi olan 4-4-2 sistemi, Sneijder-Selçuk-Melo orta sahasıyla yeniden şekillenecekti. Böylece sistem, önce 4-3-2-1 sistemine ve zamanla neredeyse artık modern futbolla özdeşleşen 4-2-3-1 sistemine evrildi. “sisteme göre oyuncu” ya da “oyuncuya göre sistem” tartışmasında kazanan taraf “oyuncuya göre sistem” taraftarları oldu. Bu sistem değişikliğinin elbette olumlu sonuçları da oldu. Wesley önderliğinde Galatasaray ligde ve özellikle Şampiyonlar Ligi’nde önemli başarılara imza attı.

Wesley, son dönemde kötü sezonlar geçiren Galatasaray’da belki de göze batan az sayıdaki futbolcudan biri olmasına ve taraftarla kurduğu büyük bağa rağmen takımdan ayrıldı.

Wesley’ adı “Galatasaray’ın Efsane 10 Numaralı Futbolcuları” listesine yazılarak unutulmazlar arasına girdi.

gs

 

 

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: